Vicdan Hürriyeti

Vicdan Hürriyeti ve Dayanışma Ağı

Dayanışma Ağı Nasıl Oluştu ?

Tüm dünyayı etkisi altına alan  COVID-19 salgını hayatın olağan işleyişini tamamen değiştirmiştir. Mevcut durum sebebiyle temel hak ve özgürlüklerin kullanılması kısıtlanmıştır. Ekonomik faaliyetler askıya alınmış; üretim, dağıtım, tüketim ilişkileri idarenin aldığı tedbirler neticesinde değişmiş ve bir takım kurallara bağlanmıştır. İş hayatının sekteye uğramasıyla beraber bir çok vatandaş çalışamamak neticesinde hak ediş alamamaktadır. Bütün bu gelişmelerle beraber insanlar yaşamlarını devam ettirmek için temel tüketim maddelerine ve ruh sağlıklarının bozulmaması için psikolojik desteğe ihtiyaç duymaktadır. Herkesin maddi olanaklarının buna yeterli olmaması ve sosyal izalosyon sebebiyle hareket fonksiyonunun azalması toplumsal bir dayanışmayı zorunlu kılmıştır. İdare sosyal devlet ilkesiyle bir takım yardımlar organize etse de ülkenin küçük birimleri düşünüldüğünde bireylere ulaşmanın en etkili yolu dayanışma kültürü yaratarak toplumu oluşturan unsurlar arası diyalog oluşturmaktır. Dayanışma ağları bu vicdan sorumluluğu ve toplumsal bilinçle organize olmuştur. Son derece öznel bir olgu olan vicdan sonucu ortaya çıkan bu oluşumlar mahalde inisiyatifleri sonucu yardımlaşma ve dayanışma faaliyetlerinde bulunmaktalardır. İnsanların bu dayanışmaya dahil olması ise vicdani bir hissiyatın tezahürüdür. Salgın hastalık sonucu ortaya çıkan sosyal olgudan doğan dayanışma ağları kendilerini vicdanen görevli addettikleri işleri siyasi görüş, din, dil, ırk, cinsiyet fark etmeksizin eşit bir yaklaşımla yürütmektedir.

Dayanışma Ağlarının Yardımlaşmasına İdare Müdahil Olabilir Mi?

‘’Vicdan’’ kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan güç şeklinde tanımlanır. AİHS ile  güvence altına alınan vicdan özgürlüğü hem vicdanları müdahalesiz kılmayı hem de vicdanen hissettiklerini eyleme dönüştürme hürriyetini içerir: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ‘’Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü’’ kenar başlıklı madde 9 – ’’ 1. Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahiptir; bu hak, din veya inanç değiştirme özgürlüğü ile tek başına veya topluca, kamuya açık veya kapalı ibadet, öğretim, uygulama ve ayin yapmak suretiyle dinini veya inancını açıklama özgürlüğünü de içerir.’’

İdare yerel yönetimlerin vicdanlarına vesayet ilişkisi nedeniyle etki edebilse de vatandaşların vicdanlarından doğan eylemlerine müdahale edemez. İdare kolluk faaliyetleri ile kamu düzenini sağlamakla mükelleftir. Kamu düzeni hedefi; kamu yararına ulaşma arzusuyla bezeli kamu güvenliğini, kamu sağlığını, kamunun dirlik ve esenliklerini sağlamaktır. Toplumu oluşturan bireyler idarenin ancak ‘’kamu yararı’’ için zorunlu olan tedbirleri kapsamında eylemlerini kısıtlayabilirler. İdarenin bu şekilde işlem tesis edebilmesi için bu faaliyetlerin “genel sağlığa” kamu yararıyla bağdaşmayacak şekilde doğurduğu etkiyi ortaya koymalıdır. İdari işlemin kimliği bakımından sebebi ortaya koyulmak zorundadır. Vatandaşların mahalde kendi aralarında yaptıkları yardımlaşmalara idarenin müdahalesi, hangi sebep ve maksatla ortaya konulmuş ise açıkça gerekçelendirilmelidir. Aksi haldeki idari davranış hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. Dayanışma ağlarına hukukla bağdaşmayan şekilde müdahale etmek ise vicdanları yaralar.

12 Mayıs 2020, Beşiktaş Dayanışma Ağı Hukuk Çalışma Grubu