Faturalar

Ödeyemediğimiz Faturalar Ne Olacak?

COVID-19 virüsü Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11 Mart 2020’de pandemi kategorisine alınmış ve sosyal felaket olarak nitelendirilebilecek bir olgudur. Ekonomik yaşamın önemli bir kısmı bu nedenle durma noktasına gelmiştir. İçinden geçtiğimiz bu salgın sürecinde 65 yaş üstü olan ve kronik rahatsızlığı nedeniyle yüksek risk altında bulunan kişiler hakkında sokağa çıkma yasağı uygulanmakta olup diğer kişiler için ise şu aşamada sadece hafta sonlarını kapsayan bir sokağa çıkma yasağı uygulaması mevcuttur. Aynı zamanda pek çok işyerinin faaliyeti İçişleri Bakanlığı kararı ile durdurulmuş ve genel bir uyarı olarak tüm yurttaşların zaruri ihtiyaçlar dışında evlerinden çıkmamaları gerektiği vurgulanmaktadır. Faaliyetlerine devam eden işyerlerinin bir kısmında ise işverenler, iş kanununa eklenen geçici maddeler ile daralan ekonomik faaliyet ve salgın riskini gerekçe gösterip, işçiler hakkında zorunlu ücretsiz izin uygulamasına geçmektedirler. Bu şartlar altında evlerimizde elektrik, su, doğalgaz ve internet kullanımlarımız sebebiyle ödemek zorunda olduğumuz faturalar ve bunların ödenmesinde yaşanan güçlükler gündeme gelmektedir. Pandeminin yarattığı koşullar ilerleyen süreçlerde de sosyal ve ekonomik olarak yaşanılan sıkıntıların derinleşeceğini göstermiştir.

Bu nedenle salgından önce imzalanan birçok sözleşme ilişkisinin mevcut koşullara uyarlanması ya da imzaladığı sözleşme nedeniyle ödeme/ifa güçlüğü yaşayan kişilerin mağdur edilmeden sosyal ve hukuki çözümlerin bulunması, çözülmesi gereken bir sorun olarak karşımıza gelmektedir. 

Borçlar Kanunu’nu  138 .maddesinde;

“Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.” hükmü yer almaktadır. Söz konusu madde ile sözleşme kurulurken var olan koşulların öngörülemez bir şekilde sonradan değişmesi ve bu değişimin sonucu olarak sözleşmedeki dengenin bir taraf açısından katlanılamayacak ölçüde bozulması halinde, bahsi geçen taraftan katı bir şekilde sözleşmeye bağlılık ilkesinin beklenemeyeceğini ifade etmektedir. Günlük hayatta ‘mücbir sebep’ olarak anılan, Kanun’da ise  “ifa imkânsızlığı” olarak düzenlenen bu halden söz edilebilmesi için olayın önceden sezilemez, karşı konulamaz olması ve harici bir etkenden ileri gelmiş olması gerekmektedir 

COVID-19 salgınının Borçlar Kanunu kapsamında mücbir sebep oluşturduğu ve bu sebeple borçlunun edimini yerine getirmesini salgın geçene kadar engellediği ya da güçleştirdiği açıkça görülmektedir.  Bu salgın hastalık, abonelik sözleşmelerinden kaynaklı tüketim bedellerine ilişkin olarak borçluların TBK 138. Madde de yer alan  “öngörülmeyen ve beklenmeyen” halden kaynaklı aşırı ifa güçlüğü yaşamalarına neden olmaktadır. Bu sebeple kullanım bedellerine ilişkin faturaların ödemesinde içinde bulunduğumuz koşullara uygun olarak uyarlama yapılması mecburiyeti doğmuştur. 

Barınma, beslenme, elektrik, su gibi kullanımlar yaşamsal öneme sahip olup içinde bulunduğumuz süreçte mahrumiyet yaşanmaması gereken temel ihtiyaçlardandır. Mevcut Covid-19 salgını nedeniyle çalışma olanağının bulunmaması ancak hali hazırda devam eden faturalar doğal olarak sözleşmelere bağlılık ilkesinin ortadan kalkması sonucunu doğurmuştur.

Her birimize tüketimlerimizden kaynaklı yüklü faturaların gönderilmeye çoktan başlanmış olduğunu görmekteyiz. Bu faturaların ödenmemesi durumunda nelerle karşılaşacağımız konusunda ise birkaç ilgili kurum yöneticisinin kesinti yapılması noktasında esnek davranılacak gibi gayri ciddi açıklaması dışında hiçbir resmi açıklama yapılmamıştır.

İçinden geçtiğimiz bu zorlu süreçte pek çok kişinin çalışamadığı, gelirinin karnını bile zor doyurabilecek ölçüde az olduğu, zorla ücretsiz izine çıkartılan işçilere ücretsiz izin maaş desteği adı altında günlük 39TL’lik bir ödeme yapıldığı ve bu şartlarda söz konusu kullanımlara ilişkin ödeme yapılmasının pek çok tüketiciden beklenemeyeceği açıkça görülmektedir.

Bu noktada devletin anayasanın 5. Maddesi uyarınca “kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlaması ve sosyal devlet ilkesi” gereği söz konusu salgın sürecine ilişkin halkın temel gereksinimlerini karşılamasını kolaylaştıracak tedbirler alma sorumluğu açığa çıkmaktadır. Yine Türkiye’nin de tarafı olduğu Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmesi’nin 11. Maddesi’nde ; “Sözleşmeye taraf devletler, herkesin yeterli beslenme, giyim ve konut da dahil olmak üzere, kendisi ve ailesi için yeterli bir yaşam düzeyine sahip olma ve yaşam koşullarını sürekli geliştirme hakkına sahip olduğunu kabul ederler. Taraf devletler bu hususta hür rızaya dayalı uluslar arası işbirliğinin temel önemini kabul ederek, bu hakkın gerçekleşmesini güvence altına almak için uygun tedbirler alacaklardır” denilmektedir. Sözleşmeye taraf olmak söz konusu maddelere uyma yükümlülüğünü de beraberinde getirir.  Bu sorumluluk ve yükümlülükler kapsamında devletin, salgın sürecinde yurttaşlara elektrik, su, doğalgaz gibi kullanımları bedelsiz temin etmesi beklenir

Yurttaşların gerek pandemi sürecini sağlıklı atlatabilmeleri gerekse temel insani ihtiyaçlarından yoksun kalmamaları için devletin söz konusu tüketim bedellerine ilişkin sosyal devlet ilkesi gereği mağduriyetleri giderici ve asgari bir yaşam düzeyi sağlamaya yönelik tedbirler alması acil ve elzem bir mecburiyettir.

22 Nisan 2020, Beşiktaş Dayanışma Ağı Hukuk Çalışma Grubu